Türkiye’nin Almanya ve İngiltere ile yaptığı 40 adet Eurofighter Typhoon savaş uçağı satın alma mutabakatı, İsrail’de diplomatik ve askerî yankı uyandırdı.
İsrailli yetkililer, bu adımın direkt bir tehdit oluşturmadığını söylese de, “baş ağrısı yaratacak bir gelişme” olarak pahalandırıyor.
Jerusalem Post’a konuşan bir İsrail yetkilisi, “Bu, Hava Kuvvetlerimiz için oyun değiştirici bir tehdit değil. Typhoon etkileyici ancak bizim uçaklarımız kadar üstün değil” dedi.
Ancak yetkili, Türkiye’nin bu alımla askerî kapasitesini süratle artırmasının bölgesel güç istikrarları açısından “endişe verici” olduğunu vurguladı.
Birleşik Krallık, Almanya, İtalya ve İspanya’nın ortak üretimi olan Eurofighter Typhoon’lar, “4.5 nesil” olarak sınıflandırılıyor. Gelişmiş radar sistemleri, yüksek hareket kabiliyeti ve hem hava üstünlüğü hem de kara gayelerine atak vazifelerinde kullanılabilmeleriyle öne çıkıyorlar.
Her ne kadar İsrail’in F-35’leri kadar zımnilik ve sensör entegrasyonuna sahip olmasalar da, Türk Hava Kuvvetleri’ne önemli operasyonel esneklik ve caydırıcılık sağlayacağı düşünülüyor.
Bu mutabakat, Türkiye’nin savunma modernizasyonu kapsamında attığı adımlardan yalnızca biri. Ankara’nın ayrıyeten ABD’den F-16 savaş uçaklarını alma istikametinde gayretleri sürerken, F-35 programına geri dönüş için de diplomatik temaslar yürüttüğü biliniyor.
Jerusalem Post’un haberine nazaran, öte yandan Türkiye’nin deniz gücünü ve SİHA teknolojisini süratle geliştirmesi, İsrail açısından genel güvenlik istikrarı üzerinde baskı yaratıyor.
İSRAİL’DE MUHALEFETTEN HÜKÜMETE TEPKİ
İsrail’deki muhalefet başkanlarından Yair Lapid, hükümeti sert sözlerle eleştirerek, Almanya ve İngiltere’nin Türkiye’ye bu savaş uçaklarını satmasını engelleyememekle suçladı.
“İsrail’in işleyen bir Dışişleri Bakanlığı olsaydı, bu silah mutabakatını diplomatik yollarla durdurmuş olurdu” diyen Lapid, İsrail hükümetinin pasif kaldığını savundu.
Lapid, Türkiye’nin zati Ortadoğu’nun en büyük donanmasına sahip olduğunu ve artık hava gücünde de İsrail’e parite sağlamayı hedeflediğini belirtti:
“Bu çok tehlikeli bir gidişat. Hükümetimiz buna seyirci kaldı.”

